AK Parti’den ABD’ye uçak gemisi tepkisi! Şiddet bölgeye yayılsın diyenlerin işine yarayacak

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Gazze’nin açıklarına, İsrail’in açıklarına uçak gemisi, savaş gemisi göndermenin verdiği mesaj, buradaki şiddet-karşı şiddet kısır döngüsünü sona erdirmeye, hem Filistin tarafındaki hem İsrail tarafındaki sivillerin, masumların hayatlarını korumaya dönük bir yaklaşım mesajı vermiyor.” dedi.

Çelik, Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi.

Çeşitli devletlerin, İsrail’in kendini savunma hakkından bahsettiklerini anımsatan Çelik, şu değerlendirmede bulundu:

“Birleşmiş Milletler (BM) üyesi bir devlet, kendisine bir saldırı yapıldığı zaman hukuk içerisinde bu saldırılara cevap verme hakkına sahiptir. Bu bakımdan egemen devletlerin kendini savunma hakkı tabii ki vardır. Ama dediğimiz gibi bu saldırılara dönük olarak mütekabiliyet esası çerçevesinde orantılı bir şekilde olması gerekir. Onun yerine bütün bir Gazze halkını, bütün bir Filistin halkını cezalandırmaya dönük, oradaki masum çocukların, kadınların, yaşlı insanların hayatını kaybetmesine dönük, oradaki masum sivillerin hedef alınmasına dönük bir şiddet eylemine dönüşürse bunun hiçbir şekilde kabul edilmesi söz konusu olamaz.”

Çelik, gelinen noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği mesajlardaki yol haritasına herkesin destek vermesi gerektiğini belirterek, “Bir an evvel bu şiddetin ve karşı şiddetin sona ermesi, aynı şekilde adil ve kapsamlı bir planla barışa kavuşulması…Yani Filistinli çocukların rahat uyuması için İsrailli çocukların ölmesi, İsrailli çocukların rahat uyuması için Filistinli çocukların ölmesi gerekmiyor. Herkesin barış içerisinde yaşayabileceği, Filistinli çocukların da İsrailli çocukların da bahsettiğimiz iki devletli çözüm perspektifi içerisinde ortak bir barış anlayışı temelinde yaşayabilecekleri kapsamlı, adil bir barış planının hayata geçirilmesi, 1967 sınırları temelindeki Filistin devletinin kurulması bu meselenin zaten çözümü anlamına gelecektir.” ifadelerini kullandı.

Şu anda barış mesajı verilmesi gerektiğini kaydeden Çelik, “bölgeye uçak gemileri yollamakla ne elde edileceğini” sordu.

“Suriye meselesi” başladığından beri Akdeniz’de zaten her tarafın savaş gemileriyle dolu olduğunu söyleyen Çelik, şunları kaydetti:

“Şimdi bir de oraya, Gazze’nin açıklarına, İsrail’in açıklarına uçak gemisi, savaş gemisi göndermenin verdiği mesaj, buradaki şiddet-karşı şiddet kısır döngüsünü sona erdirmeye, hem Filistin tarafındaki hem İsrail tarafındaki sivillerin, masumların hayatlarını korumaya dönük bir yaklaşım mesajı vermiyor. Şu an yapılması gereken hem Filistin tarafındaki hem İsrail tarafındaki masumların ve sivillerin hayatını koruyacak şekilde barış perspektifini güçlü bir şekilde ortaya koymak ve bunun altını çizmektir. Oraya başka devletlerin gönderdiği her savaş gemisi, her uçak gemisi şiddet sürsün, şiddet bölgeye daha çok yayılsın diyenlerin işine yarayacak bir vesile sunmuş olacak.”

Çelik, iki taraftan da masumların hedef alındığı bütün eylemleri reddettiklerini söyledi.

“Terörle mücadele operasyonlarımız, dünyanın en yüksek meşruiyete sahip operasyonları”

Türkiye’nin terörle mücadelesinin, terör odaklarının bulundukları yerlere dönük olarak güçlü şekilde devam ettiğini vurgulayan Çelik, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, polis ve jandarmanın faaliyetlerinin, Türkiye’ye dönük terör eylemi gerçekleştiren, buna teşebbüs eden ya da planlayanların nerede olurlarsa olsun hak ettikleri cevabı alacağını bir kere daha gösterdiğini ifade etti.

Terörle mücadele operasyonlarının, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nden alınan yetkiyle tamamen meşru müdafaa hakları temelinde gerçekleştirildiğini aktaran Çelik, Türkiye’nin terörle mücadele operasyonlarının, dünyanın en yüksek meşruiyete sahip operasyonları olduğunu bildirdi.

Karabağ’da yaşanan gelişmelere değinen Çelik, bölgeden Ermenistan Silahlı Kuvvetleri ve illegal Ermeni çetelerinin uzaklaştırılmasının ardından, insanlara kalmaları ya da ayrılmaları şeklinde seçenek sunulduğunu anlattı.

Bunun üzerine Azerbaycan’ın soykırım yaptığı iddialarının dile getirildiğini, bunların yalan olduğunu söyleyen Çelik, şöyle konuştu:

“Herhangi bir şekilde bir soykırım yok. Kimsenin bir yere göçmeye zorlandığı yok. Nitekim BM misyonu bu iddiaları araştırmak üzere 1 Ekim’de oraya gitti. Yayınladıkları raporlarda herhangi bir şekilde Ermeni sivillere dönük bir şiddet eyleminin, bir baskının olmadığını, soykırım ya da şiddet gibi adlandırılabilecek faaliyetlere rastlamadıklarını söylediler. Tabii bu raporlardan da, bu açıklamadan da rahatsız olanlar oldu.

9 Ekim günü bölgeye yeni bir misyon gönderildi. Ama tabii ki özellikle Fransa gibi devletlerin olayı kaşıyan ve Azerbaycan karşıtı bir yaklaşımla diasporanın güdümünde olaya yaklaşan tavırları hiçbir şekilde karşılık bulmuyor. BM’nin oradaki değerlendirmesi herhangi bir şekilde bu iddiaların bir altlığının olmadığı şeklindedir.”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Yiğitler-Pile yolunun yapılmasıyla ilgili gerilim yaşandığını hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

“19 Eylül günü oluşan olaylardan sonra bu konuda KKTC ile BM otoritesi arasında bir uzlaşma sağlanmış gözüküyor. Böylece Pile bölgesinde ve ayrıca o bölgenin tamamında KKTC’nin oluru olmadan herhangi bir işlem yapılamayacak. Burada insani amaçlarla yapılan yol faaliyetleri de aynı şekilde devam edecek. Demek ki adada iki eşit devlet ve iki eşit taraf olduğu kabul edildiği zaman herhangi bir sorun olmadan KKTC uluslararası kurumlarla gayet uyumlu biçimde faaliyetlerini sürdürmektedir.”

Soruları yanıtladı

Afganistan’daki depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyen Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye’nin Afganistan’a insani yardım gönderdiğini anımsattı.

AK Parti Sözcüsü Çelik, açıklamalarının ardından soruları yanıtladı.

İsrail’i ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in “Bugün sadece ABD Dışişleri Bakanı olarak değil, bir Yahudi olarak da buradayım.” ifadesine yönelik soru üzerine Çelik, “Maalesef uluslararası toplumdan gelen sesler, şimdiye kadar yani bu bahsettiğim Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu barış perspektifini ve şiddet, karşı şiddet kısır döngüsünü ortadan kaldıracak bir perspektifi ortaya koyamıyor. Bunun dışında duruyor.” dedi.

İsrail’in kendini savunma hakkının, Filistin halkının, insan haklarına uygun yaşama hakkıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu:

“Birisi çıkar da İsrailli masumların, İsrailli sivillerin hedef alınmasını desteklerse, bu ne kadar yanlışsa Filistin halkının bu şekilde topyekun cezalandırılması da o kadar yanlış. Biz İsrail’deki masumlara, sivillere dönük yapılan bu eylemlerin karşısında olduğumuzu söylüyoruz. Aynı şekilde Filistin’deki masumlara dönük olarak da bu şekilde bir tablonun ortaya çıkmaması gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımız herkese şu çağrıda bulundu, ‘Devlet gibi davranın. Devlet aklıyla davranın. Örgüt gibi davranmayın’ diye. Şimdi topyekun Gazze’nin bombalanması ne demektir, burada bir devlet aklı söz konusu olabilir mi?”

Blinken’in açıklamalarına tepki gösteren Çelik, “Diplomasinin, barış perspektifinin işletilmesi gereken bir olayda dini aidiyet vurgulanarak bir tarafgirlik üretilmesi kadar yanlış bir şey olabilir mi? ABD Dışişleri Bakanının açıklaması son derece yanlış bir şeydir. Bulunduğu görev diplomasinin işletilmesi gereken bir görev. Böylesine basiretsiz bir açıklama olabilir mi? Diplomasiyi işletmesi gerekenler şimdi dini aidiyetler üzerinden, bir tarafgirliği ve hizipçiliği işletiyorlar. Buradan herhangi bir perspektif çıkmaz. O yüzden herkesin açıklamalarına çok dikkat etmesi gerekir.” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Türkiye’deki sığınmacıların İsrail’le savaşmaya gitmesi yönündeki açıklaması da sorulan Çelik, siyasetin hukuk içerisinde hareket edilen bir alan olduğunu söyledi.

Çelik, “Muhalefetteki bir siyasi parti genel başkanının, Türkiye’deki göçmen ve sığınmacılara seslenerek, ‘Sizin masrafınızı karşılayalım, gidin İsrailli öldürün’ gibi bir açıklaması son derece yanlış ve vahim bir açıklamadır. Siyaset yaşatmak için organizasyon yapar, hukuk dışı yollarla insanların öldürülmesi için organizasyon yapmaz.” dedi.

Çelik, bu açıklamanın düzeltilmesi gerektiğini de söyledi.

Türkiye’nin iki ülke arasındaki çatışmaların durdurulması ve esir takaslarına ilişkin çalışmalarına dönük bir soruyu da yanıtlayan Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, gerek bu tip çatışma alanlarındaki barış misyonuna liderlik etmesi, gerekse bu esir takaslarla ilgili olarak çok uzun zamandır bir siyasi rolü vardır. Çok da büyük bir tecrübesi vardır.” dedi.

Çelik, şunları kaydetti:

“Burada da ilk günden itibaren, barış konusunda ara bulucu olabileceğimizi ve bu esir takası meselesinde de üzerimize düşeni yapacağımızı Cumhurbaşkanımız ifade ettiği andan itibaren kurumlarımız bunu talimat olarak almışlardır ve hazırlıklarını yapmışlardır. Kurumlarımız bu şiddet, karşı şiddet, kısır döngüsünün sona ermesi, oraya insani yardım götürülmesi ve aynı zamanda diplomatik açıdan ara buluculuk gerektiğinde yapmamız gerekenler açısından tam hazır bir şekilde Cumhurbaşkanımızın talimatı doğrultusunda hazırlıklarını tamamlamışlardır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün kurumlarıyla bu misyonları yerine getirmeye hazırdır. Vatandaşlarımıza çağrı yapıldı, ‘Çatışma bölgelerinden uzak durun. Herhangi bir şekilde güvenli bölgeye geçemiyorsanız büyükelçiliğimizle irtibat kurun’ diye. Orada da bu takip ediliyor. Bütün vatandaşlarımızdan, yani bir tahliye gerektiğinde de bununla ilgili hazırlığımız da var. Bütün vatandaşlarımızdan istirhamımız büyükelçiliğimizin açıklamalarını takip etsinler.

Sıkıntılı bir bölgede kalmışlarsa, derhal büyükelçiliğimizle irtibata geçsinler. Kendileri derhal oradan alınacaktır. Bununla ilgili bütün faaliyet, imkanlar seferber edilecektir. Onun dışında ayrılmak isteyenler için de Ulaştırma Bakanımız da açıkladı, Milli Savunma Bakanlığımız da, gereken hazırlığımız vardır, konuyu yakından takip ediyoruz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x